Duyu Bütünleme

Duyu Bütünleme Nedir?

A.Jean Ayres (1972) Duyu Bütünlemeyi; kişinin kendi vücudundan ve çevreden gelen duyusal bilgileri organize eden ve vücudu çevreye uygun bir şekilde kullanmayı mümkün kılan bir nörolojik işlem olarak tanımlamıştır.

Duyu bütünleme bozukluğu hangi gruplarda görülür?

• Öğrenme güçlüğü,
• Dikkat dağınıklığı,
• Hiperaktivite bozukluğu,
• Otizm spektrum bozukluğu,

• Asperger sendromu,
• Serebral palsi,
• Disleksi,

• Dispraxia,
gelişim gecikmesi (İnce Motor Bozukluklar, Kaba Motor Bozukluklar, Görsel Motor Bozukluklar, Koordinasyon Bozuklukları vs), işitme, dil ve konuşma bozuklukları, prematüre doğumdan kaynaklı gelişim gecikmeleri,
genetik bozukluklar/ kromozomal anomaliler vb. olan çocuklarımızda ve aynı zamanda hiçbir tanısı olmayan ancak yaşına uygun
becerileri ve işlevselliği yerine getirmekte gecikme ve zorlanmalar yaşayan çocuklarımızda da Duyu Bütünleme Bozukluğu görülebilir.

Bizler duyusal deneyimlerimizi dünyayı keşfetmek için kullanıyoruz. Böylelikle objeleri kullanabileceğimiz her yolu keşfedebilir, çeşitli beceriler geliştirebilir, diğerleri ile iletişim kurmanın yollarını bulabilir ve hem fiziksel hem de zihinsel zorluklar içeren problemleri çözebiliriz.

Duyu bütünleme bozukluğu olan çocuklarımız ise duyusal bilgiyi anlama, yorumlama ve
organize etme konusunda zorluklar yaşayabilmektedirler.

Çocuğunuz;

• Sürekli hareket etmek mi istiyor ya da hareket etmekten sakınıyor, salıncakta sallanmaktan hoşlanmıyor mu?
• Objelere gereğinden fazla dokunuyor ya da dokunmaktan kaçınıyor mu?

• Objeleri sürekli ağzına mı götürüyor?

• Sesleri ve gürültüleri engellemek için kulağını kapatıyor, elektrik süpürgesi gibi başkalarını rahatsız etmeyen seslerden hoşlanmıyor mu?

• Parktaki salıncağa binmek istiyor fakat nasıl bineceğini kestiremiyor/planlayamıyor mu?

• Tırmanma vb. aktivitelerden kaçınıyor, elbiselerini giyinmekte zorlanıyor mu?
• Vücudu hamur gibi, ayakta dururken sürekli birilerine veya eşyalara yaslanma ihtiyacı mı duyuyor?

• Çamaşır makinesini izliyor, bir şeyleri döndürme gibi tekrarlayıcı davranışlar sergiliyor mu?

• Yürürken önünde duran nesnenin uzaklığını ve yüksekliğini kestiremiyor ve ayağını çok erken veya geç mi kaldırıyor veya az/çok mu kaldırıyor?
• Dersi dinlemekte ve/veya derse dikkatini vermekte zorlanıyor mu?

• Derste tahtadaki yazıları defterine geçirmekte zorlanıyor mu?
• İnce el becerilerinin zayıf olduğunu düşünüyor, yazı yazmakta, resim çizmekte zorlanıyor mu? Kalemin ucunu sürekli kırdığına mı şahit oluyorsunuz?

Günlük yaşamında duyuları ile ilgili yaşadığı bu problemler DBB’si olan bireyin insanlarla iletişim kurmasına engel olurken çeşitli duygusal gel-gitler yaşamasına veya anormal tepkiler vermesine sebep olur. 

Ergoterapötik çalışmalarımız içerisinde özellikle duyu bütünleme terapisi çocuğun ihtiyaç ve hassasiyetleri göz önüne alınarak özel bir program belirlenir ve uygulanır.
Bu temelle başlanılan tedaviye çocuk ile;
Self Regulation (kendini ortama göre ayarlama becerisi/ beden kontrolü vs.),

Motor koordinasyon (kaba/ince motor gelişimi, koordinasyon vs.),
Ocular motor sistem (visual tracking, visual perception, okuma hızı, derinlik algısı vs.), Oral-Motor terapi (yeme/içme zorlukları, ağız içi hassasiyeti, konuşma bozukluğu vs.), Auditive integration terapi (işitsel algı çalışmaları, işitsel ayırt edici sistem, aktif dinleme becerisi vs.)
Visual spatial perception (mesafeleri ayarlayabilme yeteneği, yazı yazma becerisi, sayfa kullanımı vs.),
Executive fonksiyonlar (işlevsellik, birkaç beceriyi aynı anda yapabilme becerisi, organizasyon, planlama, çift yönlü dikkat, hedef odaklı yaklaşım vs.) alanları çalışılır.

Ayrıntılı bir değerlendirme sonucunda, çocuğunuzun hangi alanlarda problem yaşadığı tespit edilir ve sonrasında çocuğunuza özel bir program hazırlanır. Terapideki hedeflerimiz ailemiz ile birlikte belirlenir ve terapi sürecine başlanır. Etkin bir tedavi sürecinin en önemli etkeni olan ailelerimizin ev ortamında uygulayabilecekleri ev programı düzenlenir. 

Duyusal Gelişim Neden Önemli?

İnsanlar duyuları aracılığı ile vücutlarından ve çevrelerinden sürekli uyarıları alırlar. Uyaranlar gözler, kulaklar, ağız, burun, dokunma ve hareket reseptörlerimizden giriş yapar. Uyaranların duyu organlarımız tarafından alınıp beyne iletilmesi ‘duyu sürecidir’. Bu bilgilerin merkezi sinir sistemimiz tarafından organize edilip, anlamlı hale getirilmesi ise ‘algı’ sürecidir. Örneğin bir tat almak duyum iken bu tadın limon tadı olduğunu anlamak ise algıdır. Davranışlarımız tipik olarak bir amaca yöneliktir ve bu davranışları ortaya koyabilmek için iç ve dış uyaranlara ihtiyaç duyarız. Uyaran gereksinimlerimiz ne kadar yeterli ve doğru karşılanıyor ise çevremize o kadar uyum sağlarız. Bu nedenle duyusal sistemimiz duygularımız, öğrenimimiz, davranışlarımız ve günlük yaşam becerilerimiz için bir temel oluşturur.